greyfurt, nar ve lahanaya dikkat!

Posted: 24th Mart 2012 by admin in Genel
Tags: , , ,

İlaç kullanırken greyfurt, nar ve lahanaya dikkat!

Acil servislerdeki ölüm sıralamalarında ilaç yan etkilerinin 4. sırada olduğunu belirten uzmanlar, bu riski azaltmak için ilaç kullanılan dönemde fazla nar, greyfurt ve lahana suyu tüketilmemesini önerdi

Read the rest of this entry »

Son şüphelisi Mısır’dan ithal edilen çemen otu

Posted: 21st Mart 2012 by admin in Genel
Tags: , , , , ,

EHEC’in kaynağı için son aday: Çemen otu

Almanya başta olmak üzere Avrupa’da onlarca kişinin ölümüne neden olan EHEC bakterisinin kaynağı konusunda yeni iddialar ortaya atıldı. Son şüphelisi Mısır’dan ithal edilen çemen otu

Read the rest of this entry »

İçeceklere neden alkol eklenir?

Posted: 7th Mart 2012 by admin in Genel
Tags: ,

Bütün içeceklerde lezzet ve kıvam artırıcı, renklendirici özelliği taşıyan çok sayıda esans ve aroma gibi katkı maddeleri kullanılır.
Bu katkı maddelerinin bıı kısmı, yağ cinsinden maddeler olup suda çözünmezler. Bunları suda çözünür hâli’ getirmek için, hem su ile hem de yağlarla tam olarak karışmasını sağlayan ara çö zücülere ihtiyaç duyulur. Alkol; hem en ucuz, hem de en bol ve de en yaygın olarak kullanılan ara çözücüdür. Mevzuatça da izin verilmesi nedeniyle -etil- alkol, içecek lerin terkibinde yer alır. Ancak, hiçbir üretici bunu etiketine yazmaz. Çünkü ticaı ı olarak yazamaz. Yazarsa, alkol tüketmeyen tüm tüketicileri kaybeder.

Balıkların GDO’lu olma ihtimali

Posted: 5th Mart 2012 by admin in Genel
Tags: , ,

Balıklar, tabiî ortamlarında dölleme işlemleri yaparlar. Ancak kültür balığı üretiminde, normal dişi ve erkek balık gözlenmeye alınır ve erginleşmiş yumurta, elle bir kaba sağılır. Sonra erkek balık alınıp, spermi bu kaba sağılır. İkisi karıştırılarak döllenme sağlanır. GDO’lu türlerde bu işlem yapılamaz veya yapılsa bile verimsiz dir.
Bu nedenle, ister deniz kafeslerinde olsun, isterse de özel çiftliklerde yetiştiril sin, balıkların GDO’lu olma ihtimali yüksektir. Ancak, çoğu üretici bu durumdan haberdar bile değildir.

Biyogüvenlik Yasası

Posted: 2nd Mart 2012 by admin in Genel
Tags: ,

Yem, elde edilen yumurta açısından son derece önemlidir. Türkiye’de son yıllarda, diğer hayvan yemlerinde olduğu üzere, tavuk yemlerinde de hayvansal atıklar kullanıldığı gibi, GDO’lu bitkiler de kullanılmaktadır. Biyogüvenlik Yasası ile buna resmen izin de verilmiştir. Yemlere GDO’lu bitkilerin karıştırılması durumunda, GDO’nun ete, süte ve yumurtaya geçmediğine dair id¬dia, tümüyle bir palavradır. Bunun bir palavra olduğunu Dr. Arpad Pusztai’nin4"’ deneyinde açıkça görüyoruz. Dr. Arpad Pusztai, bir grup fareye
(1) GDO’lu patates, başka bir gruba
(2) normal patates, başka bir gruba ise
(3) kardelen lektiııi patatesi, normal patatesle karıştırarak yedirir. İkinci ve üçüncü yani normal patates yedirilen farelerde, hiçbir olumsuzluk saptanmazken, GDO’lu patateslerle beslenen birinci grup hayvanların sindirim sisteminde ciddi hasarlar ve bağışıklık sistemin de bozukluklar saptanmıştır.

Et imalatında Hijyen

Posted: 29th Şubat 2012 by admin in Genel
Tags: , ,

Tüm bu endüstriyel gıda sistemi, fast food’la birlikte başladı. 1930’larda yeni bir restoran türü ortaya çıktı. Arabaya servis. McDonald’s kardeşler bu alanda çok başarılı oldu. Ancak daha sonra masrafları kısıp, işi basitleştirdiler. Bütün garsonları işten kovdular. Pek çok yiyeceği menülerinden çıkardılar ve restoran işletmeciliği konusunda devrimsel bir işe imza attılar. Buna temel olarak, fabrika sistemini restoran mutfağına taşıyarak yaptılar. Her elemanı, tek bir işi defalarca, arka arkaya yapmak üzere eğittiler. Çalışanların yalnızca, tek bir iş yapmasını fırsat bilerek maaşlarını düşürdüler. Giden elemanın yerine, yenisini bulmak çok kolaydı. Yiyecekler ucuzdu. Tatları güzeldi. Böylece McDonald’s restoranı çok güzel bir başarı yakalamıştı. McDonald’s, sığır kıymasının Amerika’daki en büyük müşterisi. Hamburgerlerinin her yerde aynı tada sahip olmasını istediklerinden, sığır kıymasının üretim şeklini değiştirdiler. Bugün McDonald’s şirketi, patatesin de en büyük müşterisi. Domuz etinin, tavuk etinin, domatesin, hatta elmanın da en büyük alıcılarından biri… Bu nedenle, bu tip büyük fastfood zincirleri büyük üreticiler istiyor. Bugün, gıda üretimini kontrol eden şirketlerin sayısı, bir elin parmaklarını geçmiyor. 1970’lerde en iyi beş et imalatçısı, pazarın yalnız yüzde 25’ine hâkimdi. Bugünse en iyi dört imalatçı, pazarın yüzde 80’inden fazlasına hâkim. Artık aynı şey, domuz etinde de yaşanıyor. Fastfood restoranında, yemek yemiyor olabilirsiniz. Ancak yine de, bu sistemin ürettiği etleri yiyorsunuz. Tüm markaların etiketlerinde çiftçiler görüyoruz. Ancak et sektörünü kontrol eden yalnızca üç-dört şirket var. Tarihte, gıda şirketlerinin bu denli büyük ve güçlü hâle geldiği görülmemiştir. Meselâ Tyson Food"1, dünya tarihindeki en büyük et ürünü imalatçısı."

6 saatlik basit maya

Posted: 27th Şubat 2012 by admin in Genel
Tags: , , ,

İhtiyacınız olan malzemeler buğday unu, su, nohut ve un hacminin üç katı büyüklüğünde ağzı kapaklı bir cam kap. Yapılışı ise çok kolay. Önce bir avuç nohudu haşlayınız. Sonra kabuklarını soyup, eziniz. Ezilmiş nohutlara, 1 kg tam buğday unu ile 6 su bardağı ılık suyu ekleyip hamur haline getiriniz. Büyük ve geniş bir kap kullanmayı unutmayınız. Kabarma neticesinde taşabilir. Ardından 6 saat ılık/ sıcak bir ortamda bekletiniz. Mayanız hazır.
Elde ettiğiniz mayadan (hamurdan) bir kısmını sürekli ayırınız.

Gıda ve gıdaların içeriği

Posted: 24th Şubat 2012 by admin in Genel
Tags: , ,

Fetva veren kimselerin, bilgisine müracaat ettiği kimseler konusunda da hata içinde olduklarını görüyoruz. Mevcut sözde uzmanlar, meselenin teknik boyutu ile ilgilenen kimselerdir. Bu kimselerin bilgileri çoğu kez bir inceleme ve araştırmaya dayanmayıp, okullarda ve şirketlerce hazırlanan beyin yıkama eğitimlerinde, küresel şirketlerin tanıtım dokümanlarından aktardıkları şaibeli bilgilerden oluşmakta¬dır. Unutulmamalıdır ki; meselelerin sadece teknik boyutu olmayıp, siyasal, ekonomik ve genomik arka planı vardır. Çoğu ’uzmanın da, bu sinsi planın ayrıntılardan habersiz olduğunu belirtmek zorundayız. Özellikle de, Müslümanların mideleri üzerinden dinî hassasiyetlerinin ifsat edilmesi planını, görmezlikten gelmek olsa olsa saflıktır. Yinelemekte yarar var ki, gıda ve gıdaların içeriği tehlikeli bir silahtır.

Gerçek balla hileli ballar arasındaki farklar.

Posted: 22nd Şubat 2012 by admin in Genel
Tags: , , , , ,

Gerçek balla hileli ballar arasındaki farkları şöyle anlatıyor: "Standartlara göre, bal ismini başka bir gıda maddesi taşıyamaz ve bal diye satılamaz. Bazı firmaların glikoz şurubundan ve bazı üreticilerin arılara şeker şurubu yedire- rek ürettikleri bal görünümlü maddeler, bal diye pazarlanamaz. Çünkü bunlar balın özelliklerini taşımazlar ve balda bulunan mikro elementler, makro elementler, vitaminler, proteinler, aminoasitler, organik asitler, enzimler, bitki fenolleri vs. gibi önemli karakteristik maddeler bakımından fakirdirler. Bal diye satılan bu tür maddelerin, antibakteriyel özelliği olmadığı gibi, su oranı yüzde 22den ve sakkaroz oranı ise yüzde 5’ten fazladır. Beslenme bakımından da birçok özelliği ve değerleri çok düşüktür."

Temiz yiyip içmek.

Posted: 20th Şubat 2012 by admin in Genel
Tags: , ,

Müslümanlar mutlak olarak helâl olan şeylerin temizlerinden yiyip içmekle mükellef iseler; acaba kimyasal gübre, böcekleri öldürmek için kullanılan tarım zehirleri, büyüme, olgunlaşma, verim artışı gibi gerekçelerle gıdalara eklenen tarım kimyasalları, hormonlar ve antibiyotikler, sentetik tatlandırıcılar ve rafine şeker gibi birçoğu insan bedeninde kısa, uzun ve orta vadede çeşitli hastalık ve kalıcı hasarlara neden olduğu tıbbî olarak ispatlanan bu ürünler, tayyib sınırını aşıp, pis, necis hatta habîs oluyor mu? Tayyib/temizi sadece, yere düşüp kirlenme gibi oldukça dar bir anlamda kullandığımız zaman, Kur’an-ı Kerim’in çağlara şamil özelliğine zarar vermez mi? Allah (c.c.) bu yasaklama ile 19. asra gelindiğinde, yarattığı kullarının bitkileri değiştireceklerini, hırs ve tamahkârlıkları yüzünden onları kirleteceklerini, zararlı kimyasalları ürünlere ekleyip, konu hakkında hiçbir bilgisi ve dahli olmayan bebeklerin tüketmesini sağlayarak; diyabet, böbrek yetmezliği, obezite ve kanser gibi çok sayıda hastalığa duçar bırakarak, daha çocuk yaşta yine birbirinden zararlı ilaçlara, ameliyatlara maruz kalarak acı çekmesi hatta ölmesine işaret ediyor olamaz mı? Bir kimsenin küfür veya darba maruz kalması, bir insan hakları ihlâli sayılırken, birilerinin şirket çıkarı için; yaşamın temel kaynaklarını tahrip etmesi, zararlı hâle getirmesi ve ölümlere neden olması da bir insan hakları ihlâli değil mi?