Gerçek balla hileli ballar arasındaki farklar.

Posted: 22nd Şubat 2012 by admin in Genel
Tags: , , , , ,

Gerçek balla hileli ballar arasındaki farkları şöyle anlatıyor: "Standartlara göre, bal ismini başka bir gıda maddesi taşıyamaz ve bal diye satılamaz. Bazı firmaların glikoz şurubundan ve bazı üreticilerin arılara şeker şurubu yedire- rek ürettikleri bal görünümlü maddeler, bal diye pazarlanamaz. Çünkü bunlar balın özelliklerini taşımazlar ve balda bulunan mikro elementler, makro elementler, vitaminler, proteinler, aminoasitler, organik asitler, enzimler, bitki fenolleri vs. gibi önemli karakteristik maddeler bakımından fakirdirler. Bal diye satılan bu tür maddelerin, antibakteriyel özelliği olmadığı gibi, su oranı yüzde 22den ve sakkaroz oranı ise yüzde 5’ten fazladır. Beslenme bakımından da birçok özelliği ve değerleri çok düşüktür."

Temiz yiyip içmek.

Posted: 20th Şubat 2012 by admin in Genel
Tags: , ,

Müslümanlar mutlak olarak helâl olan şeylerin temizlerinden yiyip içmekle mükellef iseler; acaba kimyasal gübre, böcekleri öldürmek için kullanılan tarım zehirleri, büyüme, olgunlaşma, verim artışı gibi gerekçelerle gıdalara eklenen tarım kimyasalları, hormonlar ve antibiyotikler, sentetik tatlandırıcılar ve rafine şeker gibi birçoğu insan bedeninde kısa, uzun ve orta vadede çeşitli hastalık ve kalıcı hasarlara neden olduğu tıbbî olarak ispatlanan bu ürünler, tayyib sınırını aşıp, pis, necis hatta habîs oluyor mu? Tayyib/temizi sadece, yere düşüp kirlenme gibi oldukça dar bir anlamda kullandığımız zaman, Kur’an-ı Kerim’in çağlara şamil özelliğine zarar vermez mi? Allah (c.c.) bu yasaklama ile 19. asra gelindiğinde, yarattığı kullarının bitkileri değiştireceklerini, hırs ve tamahkârlıkları yüzünden onları kirleteceklerini, zararlı kimyasalları ürünlere ekleyip, konu hakkında hiçbir bilgisi ve dahli olmayan bebeklerin tüketmesini sağlayarak; diyabet, böbrek yetmezliği, obezite ve kanser gibi çok sayıda hastalığa duçar bırakarak, daha çocuk yaşta yine birbirinden zararlı ilaçlara, ameliyatlara maruz kalarak acı çekmesi hatta ölmesine işaret ediyor olamaz mı? Bir kimsenin küfür veya darba maruz kalması, bir insan hakları ihlâli sayılırken, birilerinin şirket çıkarı için; yaşamın temel kaynaklarını tahrip etmesi, zararlı hâle getirmesi ve ölümlere neden olması da bir insan hakları ihlâli değil mi?

Asesülfam K (E950)

Posted: 17th Şubat 2012 by admin in Genel
Tags: , ,

Yüksek yoğunluklu tatlandırıcı olarak bilinen ve E950 kodlu ’asesülfam K’ ya da ’Asesülfam potasyum, genellikle sakızlarda, içeceklerde, kuru içecek karışımlarında, jelâtinli tatlılarda, puding ve kremalarda Aspartam ile beraber kullanılıyor. Şekerden 130 kat daha tatlıdır. 1967’de Hoechst AG tarafından keşfedildi, ancak 1988’den bu yana ticari olarak kullanılıyor.
5 yıl gibi uzun bir raf ömrüne sahiptir ve 225°C’lik bir ısıya dayanıklıdır. Hayvanlar üzerinde yapılan bazı deneylerde, kanserojen etkilerine rastlanmıştır.

Beden ve Ruh Sağlığı

Posted: 15th Şubat 2012 by admin in Genel
Tags: , ,

Nu’man İbn-i Beşir (r.a.), Rasülullah’ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu anlatıyor: "Şurası muhakkak ki, haramlar apaçık bellidir, helâller de apaçık bellidir. Bu ikisi arasında haram veya helâl olduğu şüpheli olanlar vardır. İnsanlardan çoğu bunları bilmez. Bu durumda, kim şüpheli şeylerden kaçınırsa, dinini de, ırzını da korumuş olur. Kim de şüpheli şeylere düşerse harama düşmüş olur, tıpkı koruluğun etrafında sürüsünü otlatan çoban gibi ki, her an koruluğa düşebilecek durumdadır. Haberiniz olsun, her melikin bir koruluğu vardır, Allah’ın koruluğu da haramlarıdır. Haberiniz olsun, cesette bir et parçası var ki, eğer o sağlıklı olursa, cesedin tamamı sağlıklı olur, eğer o bozulursa, cesedin tamamı bozulur. Haberiniz olsun bu et parçası kalptir."’2’’
Hadis-i şerifteki beyanın aksine, günümüz Müslümanları, ne yazık ki ’helâl’ kavramını ’helâl kazanca’, ’helâl gıda’ kavramını ise Müslüman birinin hayvanları besmele ile kesmesine indirgemişlerdir. Müslüman bir ülkede yaşamanın, her türlü gıda maddesinin helâl olmasını sağladığı gibi son derece sakat bir yargı vardır. Bir işadamı derneğinin temsilcisinin bir helâl konferansında sarf ettiği cümle, söz konusu algıyı teyit etmektedir: "Bizim üyelerimizin hepsi Müslüman, bu nedenle de bizim üyelerimizin ürettiği her şey helâldir. Gönül rahatlığı ile tüketebilirsiniz."
Gıda meselesi aslında ümmetin en önemli imtihanıdır. Günümüzde kanaatimce daha büyük bir imtihan yoktur. Şayet midemize giren şeyler, bizlerin beden ve ruh sağlığını, dolayısıyla algıyı, düşünceyi ve imanı etkiliyorsa ki, çok sayıda ayet-i kerime ve hadis-i şerif bize bunu anlatmaktadır konunun önemi ortadadır. Mikdam İbnu Ma’dikerb (r.a.), Rasülullah’ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu haber veriyor: "Âdemoğlu, mideden daha şerli bir kap doldurmaz. Âdemoğluna belini doğrultacak birkaç lokmacık yeterlidir. Ancak nefsinin galebesiyle illa da mideyi doldurma işini yapacaksa, bari onu üçe ayırsın: Üçte birini yemeğe, üçte birini suya, üçte birini de nefesine tahsis etsin."’2’ Yine başka bir hadis-i şerifte, Hz. Ebu Hureyre (r.a.) an¬latıyor: "Rasülullah (s.a.v.) buyurdular ki: ’Öyle bir devir gelecek ki, insanoğlu, aldığı şeyin helâlden mi, haramdan mı olduğuna hiç aldırmayacak. Böylelerinin hiçbir duası kabul edilmez.’"’22
İbn-i Mes’ud’un rivayet ettiğine göre Rasülullah (s.a.v.) buyururlar: "Haramdan bir lokma yiyen kimsenin, kırk gece namazı kabul olunmaz."’" İbn-i Ömer’in rivayet ettiğine göre, Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyururlar: "Kim, içerisinde haramdan gelen bir dirhemin de bulunduğu on dirheme bir elbise satın alırsa, sırtında o elbiseden bir şey kaldıkça Allah onun hiçbir namazını kabul etmez."’" Hadis-i şeriflerde, "Haramdan oluşan et için, ateş her şeyden daha evlâdır"’ ’, "Kim malı nereden kazandığına önem vermezse, Allah Teâlâ da onu cehenneme nereden sokacağına önem vermez"’ ve "İbadet on parçadan müteşekkildir. Bu on parçanın dokuzu, helâl rızkın aranmasındadır"l27 buyrulmaktadır.
Read the rest of this entry »

Gıda ve Yem Güvenliği

Posted: 13th Şubat 2012 by admin in Genel
Tags: , ,

EFSA
Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi de denilen ve kısa adı ’EFSA’ olan kuruluş, 178/2002 sayılı kararla kuruldu. Merkezi italya’dadır. Faaliyet alanı hayvan sağlığı, hayvan refahı, bitki koruma, bitki sağlığı ve beslenme dâhil olmak üzere, gıda ve yem güvenliği üzerinde doğrudan veya dolaylı etkisi olan tüm hususları kapsamaktadır. EFSA’nın en tartışmalı kararlarının başında, genetiği değiştirilmiş organizmaları (GDO) olumlaması gelmektedir. Birleşmiş Milletlere bağlı örgütlerde olduğu üzere, EFSA da küresel şirketlerin ablukası altındadır. Özellikle de bilim komitelerinin çalışmaları, tarafsız çevrelerden ağır eleştiriler almaktadır.

Mide ve bağırsakları kuvvetlendirir.

Posted: 10th Şubat 2012 by admin in Genel
Tags: , ,

Hazım açısından A grubundan olanların zencefil, kekik, mercanköşk, hardal, köri, çemen ve biberiye gibi baharatları her daim kullanmasında büyük yarar var. Tabii bunları sırayla kullanmak gerekir.

Çünkü sürekli ve aşırı kullanılan her şey sisteme zarar verir. Bu baharatlar A grubuna mensup insanların mide ve bağırsaklarını kuvvetlendirir, sindirimlerini kolaylaştırır, iltihaplanma sürecini durdurur.

MEYVE VE SEBZELER

Posted: 8th Şubat 2012 by admin in Genel
Tags: ,

Meyve ve sebzeler çiğ tüketilmelidir diyeceğim ama hepimiz biliyoruz ki bu her zaman mümkün değildir.
Bu bünyenin sebzelerden en yüksek vitamin ve minerali alabilmesi için mümkün mertebe pişirmeden yemek gerekiyor. Sebzelerin hazmı kolaydır ve sağlıklı beslenmek için yeterlidir. Meyve ve sebzelerdeki su, organik asit, mineral ve mikro elementler vücut için hem temizleyici, anndırıcı hem de şifa verici özelliğe sahiptir.
Pişirilen sebzeler suyunu, organik asitlerini, proteinlerini ve doğal yapılanm büyük oranda kaybederler. Hazımlarıda zorlaşır.

Etlerin kullanım zamanı

Posted: 6th Şubat 2012 by admin in Genel
Tags: , ,

* Etlerin kullanım zamanı da mühimdir. Bizler etleri alıp buzdolaplarında donduruyor ve sonr? kullanıyoruz. Oysa bir etin tüketilme zamanı, esasında kesildikten sonra en fazla üç gündür. Yararlı olan odur. Peygamber Efendimiz (sav) de önceleri, kurban etinin üç gün içinde tüketilmesini istemiştir fakat sonradan bu yasağı kaldırmıştır. Peygamber Efendimiz (sav)’in şu hareketi bile hikmetlidir. Çünkü gerçek anlamda etten yararlanmak isteniliyorsa onu kesildikten üç gün içinde tüketmenin en sağlıklı tercih olduğunu işaret etmektedir.
Tabii bütün bu anlattığımız etler, Sıfır, B ve bir parça da AB’ler içindir. A grubundan olanlar mümkün mertebe kırmızı etten uzak durmalıdır. Çünkü bir kısım insanların bünyesi kırmızı eti hazmetmede zorlanıyor veya yetersiz kalıyor Dolayısıyla Sıfırlar ve B grupları için şifa olan et, A grubundakiler için sıkıntı yaratabiliyor. AB grupları ise kuzu ve keçi eti yiyebilirler ama dana etini hazmetmede zorlanırlar.

Beynin koku algılaması

Posted: 3rd Şubat 2012 by admin in Genel
Tags: , ,

Size bir örnek vereceğim. Mesela ortalıkta bırakılmış bir kesme şeker o ortamda var olan tüm karıncaları çeken. Öyle ki o kadar kısa zamanda bunca karıncanın nereden çıkıp geldiğini anlayamazsınız.
Eğer bir yerlere yağ dökülmüşse emin olabilirsiniz ki oraya hemen karasinekler hücum edecek! Şayet bal dökülmüşse bu sefer de müşteri bal ansı, yaban arısı ve bir parça da karıncalar olur.
Ama eğer ortalıkta bir parça et bırakmışsanız, önce eşek arısı ve yaban arısı gelir. Biraz daha bekleyip de et kokmaya başlayınca, sarı sırt denilen zırhlı sinekler üşüşmeye başlar. Biraz daha koktuğunda ise zırhlı sinekler gelir. Daha koktuğunda değişik sinekler ve uçucular gelip üzerine larvalarım bırakırlar.

Sağlıklı bir yaşam için

Posted: 1st Şubat 2012 by admin in Genel
Tags:

Sağlıklı bir yaşam için, sağlıklı beslenmek ka¬dar, atıkların vaktinde boşaltılması da önemlidir. Fakat bu her zaman kolaylıkla mümkün olmaz. O yüzden de eskiler, lavman adını verdikleri bir yöntem geliştirmişler. Lavman, vücudun kendiliğinden vaktinde atamadığı atıkları suni bir şekilde vücuttan atma işlemidir.
Bugün daha çok ameliyat ve doğum öncesinde yapılan lavman esasmda sağlıklı bir sindirim için zaman zaman başvurulması gereken bir yöntemdir.
Sağlıklı bir insan her öğünden sonra büyük abdest çıkarır. Sindirim sistemini 5 saatte terk eden gıda atıklarının da 18 saat içinde vücuttan tasfiyesi gerekir. Eğer vücut bunu atanı amışsa zaten problem var demektir. Yazık ki insanların büyük çoğunluğu günde bir kere bile büyük abdestini yapamıyor. Çünkü o kadar sık yiyoruz ki vücut ne onları sindirmeye yetişebiliyor ne de vaktinde atmaya… Sonuçta vücutta gereğinden fazla kalan bu atıklar zamanla bize hastalık olarak dönüyor.